KURUMSAL

Başkan'ın Mesajı

Güçlü Sanayi İçin Katma Değeri Yüksek Üretim ile Üretimde ve Eğitimde seferberlik ilan etmeliyiz...

Türkiye sanayisi maalesef ki; bilimsel ve teknolojik içerikten, yenilikçi ve yaratıcı fikirlerden yoksun, yeni ürün ve üretim yöntem ve teknikleri geliştirme ve uyarlama yeteneği zayıf bir sanayidir. Bu nedenle, Türkiye ekonomisinin dışa bağımlılığı artmıştır. Sanayinin ürettiği ve satışa sürdüğü ürünlerde dış katkılar ağırlıklıdır. İthal girdi bağımlılığının artması, sanayinin katma değer yaratma yeteneğini de giderek azaltmaktadır.

Türkiye sanayisinin katma değeri düşük geleneksel sektörlerden, ileri teknolojiye dayanan katma değeri ve rekabet yeteneği yüksek sektörlere yapısal dönüşümünü sağlayacak sanayi politikaları ve “GÜÇLÜ SANAYİ” yaklaşımı önceliği olan bir ekonomi politikası değişikliği kaçınılmazdır.

İleri teknolojili ürünlerin, üretilen toplam ürünlerdeki payını artırmak, bir “operasyon” sorunu değil, vadeli bir süreç sorunudur. Bu süreç bilim ve teknoloji üretimine yoğunlaşmakla başlar ve ilerler. Türkiye’nin ileri teknolojili ürünler üretmesi için önce eğitime yönelmesi gerekir. Araştırma, geliştirme, yenilikçilik ve tasarım sadece ve sadece; eğitilmiş beşeri sermaye ile olur, akla ve bilime dayanan, yaratıcı düşünceyi öne çıkaran yeni bir eğitim yaklaşımına ihtiyacımız var.

Mesleki ve teknik eğitimin sanayicinin ihtiyaçları çerçevesinde yeniden yapılandırılması gerekir. Bu kapsamda OSB’lerin orta ve yüksek öğretim düzeyinde mesleki ve teknik eğitim projelerine özel olarak destekler sağlanmalıdır.

Üreten ve Eğiten OSB’ler

Globalleşen dünyada bugün ve yarınlarda geleceğimizi garanti altına almanın en önemli argümanı, eğitimde ve üretimde seferberlik ilanı olmalıdır, bu konuda acilen kısa, orta ve uzun vadeli planlarımızı ortaya koymalı ve acilen hayata geçirmeliyiz.

Çeşitli nedenlerle Türkiye, teknoloji “üreten” bir kültürde değil teknoloji “ithal eden” bir kültürde gelişti.

Firmalar daha çok geleneksel üretim süreçleri ile düşük katma değerli ürünler üretmeye devam etmekte; ancak, küresel rekabet ortamında ucuz işgücü gibi avantajları artık üstünlük için yeterli olmamaktadır. Ar-Ge’ye dayalı ihtiyaçlarını Üniversite-Sanayi işbirliği ile çözüme kavuşturma ve “İnovasyon ve Ar-Ge’nin önemini kavramış, kendi teknolojisini üreten ve satan, rekabet gücü ve refah seviyesi yüksek bir Türkiye, hiç şüphesiz ki hepimizin en büyük arzusu…

Kendi teknolojisine hakimiyet, taklitçilikten çok inovatif olmaya çalışmak, şirketlerin bağımsızlığı ve sürekliliği için şart. Bu nedenle, sanayide paradigmaların değişmesi lazım. Müşteri odaklı ürün ve hizmet üreten, teknolojisine hakim olması gerektiğini görebilen, katma değere ve yenileşime önem veren, ekosistemini (müşteri, çevre, toplum, tedarikçi) gözetmek zorunda olan bir sanayiye ihtiyacımız var. Bunu da eğitim ile aşabileceğimize, paydaş odaklı eğitim yapan, bilginin yanında teknoloji üretmek isteyen, ürettiği katma değeri sorgulayan, yenilikleri izleyen ve paydaşlarına önderlik yapan üniversitelerle işbirliği yapmak suretiyle gerçekleştirebileceğimize inanıyorum.

Üniversitenin sanayiye, sanayinin de üniversiteye katacağı girdiler diğerinin gelişmesinde ve güçlenmesinde ve taleplerinin gerçekleşmesinde çok önemli katkı sağlayacaktır. Eğer yüksek katma değer üreteceksek, bilgiyle üretimi buluşturmamız şart.

Eğer geleceğe yatırım yapmak istiyorsak insana yatırım yapmalıyız

Ülkemizin özellikle üretimini, istihdamını ve ihracatını artırması için ihtiyaç duyduğu alan nitelikli insan kaynağıdır. Nitelikli insan kaynağını karşıladığımız ölçüde üretimde de kaliteyi yakalayabileceğimize inanıyorum.

OSB’ler, sürdürülebilir kalkınmanın ve sanayileşmenin temel dinamiği olarak kabul edilmektedir. OSB’ler, yatırımcıya ucuz sanayi parseli sunan, üniversite-sanayici işbirliği, AR-GE, yenilikçilik ve kümelenme çalışmaları için en uygun ortamlardır.

OSB’lerde yapılan kamulaştırma ve altyapı yatırımlarının ziyan olmaması için OSB’ler yatırım cazibe merkezleri haline getirilmeli, istihdam, üretim ve ihracat üssüne dönüştürülmelidir. Bu çerçevede teşvik uygulamaları bakımından 5 inci ve 6 ncı bölgelerde iki grupta toplanmalı ve kamu satın alımlarında pozitif ayrımcılık sağlanması yoluna gidilmelidir.

OSB mevzuatı ile OSB’leri veya OSB’lerde bulanan sanayi işletmelerini ilgilendiren diğer çeşitli mevzuatlar arasında kural çatışmaları yaşanmaktadır. Bazı idareler OSB mevzuatının “öncelikle uygulama” kabiliyetine sahip olduğu temel hukuk prensibine aykırı davranabilmektedir (Vergi, çevre, imar vb. mevzuatta).

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz bu çalışmaların hangi araçlarla, hangi kaynakla ve hangi zaman diliminde gerçekleştirileceği ile ilgili hedefleri belirlenmiş bir program ortaya konması, eylem planlarına dönüştürülmesi, belli bir takvime bağlanması, sorumlu kuruluşların belirlenmesi ve izleme mekanizması kurulması gerektiği inancındayım.

Vahit YILDIRIM
Organize Sanayi Bölgeleri Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı